FENOMEN ÖĞRETMEN OLMAMAK!

FENOMEN ÖĞRETMEN OLMAMAK!
Genel ağ hayatımıza girdikten sonra insanlarda bir beğenilme, takip edilme telaşı başladı. Bunun eğitim camiasına yansıyan ciddi etkileri oldu.

Etkinlik paylaşan veli, öğretmen, sınıf grupları kuruldu ve en önemlisi de biz öğretmen kelimesinin önüne gelecek her türlü sıfata karşı çıkarken şimdi nur topu gibi yeni bir sorunsalımız oldu: Fenomen öğretmen! Kim bu fenomen öğretmenler?

Instagram sayfalarından sınıf için etkinliklere, uygulamalara, öğrenci fotoğraf ve görüntülerine yer veriyorlar. Sosyal medyada küçük bir araştırmayla bile çok sayıda fenomen öğretmen sayfasına ulaşabilirsiniz. Şimdi bazı sorular soralım:

1-Bu görüntüleri kim çekiyor? Öğretmen çekmediğine göre bir öğrenci bunu çekmeyle görevlendiriliyor, yani öğretim sürecinden geri kalıyor ve sınıfta her şey kayıt altına alındığı için “doğal”lıktan uzaklaşılıyor, “yapay” bir öğretim süreci tehlikesi ortaya çıkıyor. Videoyu başka biri kayda alıyorsa bu da zaten suç… Öte yandan bu öğrenciler profesyonel oyuncu olmadığına göre defalarca prova yapılıyor ve eğitim-öğretim süreci ciddi şekilde baltalanıyor. En kötüsü de ellerine senaryo tutuşturulan “gönülsüz” öğrenciler rol yapmaya zorlanıyor, sınıf “sahne” ve “dekor” olarak kullanılıyor; fenomen öğretmenin (!) takipçisinin artmasına ve duyguları sömürmesine hizmet eden “ucuz” bir video çekilmeye çalışılıyor. Hatta bazı videolarda öğretmen kendini komik duruma düşürdüğünün farkında bile olmuyor. Bu videolar ile toplumun “tek bir örnek” üzerinden “genelleme” bakış açısı ile öğretmenlere karşı olumsuz algı oluşturmasına çanak tutuluyor.

2-Paylaşmak için velilerden özel izin alınıyor mu? Veliden izin alınıyorsa tamam. Ama izinle her şey bitiyor mu? Öğrenci bunu istiyor mu? 1. sınıfa giden bir öğrenci “dijital ayak izleri”nin yıllarca kaybolmadığı sanal ortamda yıllar sonra videosu ile karşılaştığında bunu kabul edecek mi, ne düşünecek? Bazı videolarda öğrencinin ağız özelliğiyle, yanlış telaffuzuyla, fiziki özellikleriyle dalga geçiliyor, bazılarında ise öğrencinin yoksulluğu “dramatik” müzik eşliğinde servis ediliyor, farklılıklar bir zenginlik unsuruyken bir “mizah” unsuru olarak kullanılıyor. Bu görüntüler tüm Türkiye’ye servis edilerek özel hayatın gizliliğinden tutun kişilik haklarına kadar her şey ihlal ediliyor ki bu durum pedagojik olmadığı gibi öğretmenlik meslek etiğine de aykırıdır. Hepsinden öte hukuki sonuçlar doğuracak bir yanlıştır. Ne yazık ki sınıflar “film seti”ne dönmüş durumda. Sponsorluk anlaşması yapan hatta sınıfta ders anlatırken kullandığı kombini satın almaları için takipçilerini butik mağazalara yönlendiren, kuaför reklamı yapan öğretmenleri ne yazık ki gördük, görmeye de devam ediyoruz. Bazı veliler ise bu fenomen öğretmenlerin derslerine girmesini istiyor ki bu olayın ne derecelere ulaştığının bir sonucudur. Bu öğretmenlerin bulunduğu okullardaki okul atmosferini, meslek barışını hiç yazmıyorum bile.

3-Öğretmenlerimizin bu görüntüleri paylaşırken temel amacı ne? Öğretim sürecinde öğretmenlere rol model olmak mı? Fikir vermek mi? Takipçilerini artırmak mı? Uzatmadan belirtelim öğretmenimiz samimi mi? Temel amacı “ben çalışıyorum” ise bunun karşılığında zaten maaş almıyor mu, bu vicdani bir sorumluluk değil mi? Fenomen öğretmen, kendi çocuğunun öğretmeninin bu şekilde davranmasını ister miydi? Görevini en iyi şekilde yapmak zaten meslek etiğinin gereği değil mi? Bazı öğretmenler ise sanki ülkemizde başka ihtiyacı olan okul yokmuş gibi “Benim öğrencilerime yardım edin!” diye mesajla paylaşması veya etkileyici müzikler ve görüntüler eşliğinde subliminal olarak bu mesajı vermesi çok rahatsız edicidir. Fenomen öğretmenlerden bazıları “görevi kötüye kullanma ve özel hayatın gizliliğini ihlal” şikâyeti üzerine açılan idari soruşturma sonucunda disiplin cezaları aldı. Görev yeri değiştirilenler oldu. Bu durum öğretmenlerin uygulamalarının “hukuki” olmadığının, mevzuat hükümlerinin dışında olduğunun doğrudan kanıtı zaten. Bununla birlikte öğrencileri göstermeden, sınıf içinde çekim yapmadan etkinlik fikirleri veren harika sayfalar da var. Doğrusu da bu… Hep söylüyorum. Sosyal medya etkili bir mecra. Ama doğru kullanılırsa… Örneğin biz “Yeşil Zeytin Yeşil Vatan” projemiz kapsamında okulumuzun bahçesine 300’den fazla zeytin diktik, damlama sulama sistemi çektik, çapaladık, gübreledik. Ağaçlar ilk meyvelerini verdiğinde kendim bir zeytin ağacının önünde bir fotoğraf çektirerek fikir vermek için paylaştım. Süreçte öğrenciler aktif rol almalarına rağmen onların fotoğraflarını paylaşmadık. Nitekim gelen çok sayıda mesajdan ve fotoğraflardan paylaşımlarımızın fikir verdiğini mutlu olarak gördük.

(Metin Özdamarlar, Yeni Nesil Öğretmen Olmak, Sayfa 34-35-36)

Etiketler :